Düdük

19.11.2018 – Gölcük Haber Gazetesi

Hep büyük işlerle uğraşırız.
Büyük takımlar adına konuşur, yönetenler adına düşünürüz.
Trump’la Putin’in ya da Çin’in bilek güreşinin tarafı oluruz.
Büyük işlerle uğraşıp, birilerini, bir şeyleri kurtarmaya çalışırız.
‘Ülkeyi kurtarma’ şakası da buradan çıkmıştır.
Bu biraz da ‘ayranı yok içmeye’ durumu yaratır.
* * *
Aslında anlatmak istediğimiz insanların hayallerinin olmaması değildir.
‘Büyük düşün’ lafı da kulaklara hoş gelir.
Ancak yaşamımızdaki köşe taşlarında daha bir basitlik, diğer insanlarınkilerle ile daha bir ortaklık vardır.
Her insanın başına gelenler birbirine benzer.
Çocukluktur, gençliktir, anne babalıktır, hastalıktır, düğündür…
Her biri bir şekilde çizer yaşamı.
* * *
Çağan Irmak’ın filmlerinde bu sadelik var.
Bir anda içine alıyor, bir süreliğine kuşatıyor sizi.
* * *
Hiç de büyük şeyler değil anlattıkları.
Bir çocuğun gözünden anne, baba, dede…
Hasta bir çocuğun gözünden dünya.
Bir kadının gözünden sonu kötü biten bir aşk.
Bir kadının gözünden ayrılıklar.
Bir anı, bir tesadüf, bir kaza…
Aslında sıradan ama bu insanlık durumunu çekip çıkardığınız zaman!..
Dram, hüzün, trajedi.
* * *
Şimdi yeni bir Çağan Irmak filmi geliyor.
“Bizi hatırla”
Bu kez oğlunun yanında kalmak zorunda kalan bir babanın durumu anlatılıyor. Gayet sıradan bir sorun.
Birçoğunun başına gelebileceği gibi ‘gelin babayı istemiyor.’
İşte dram, hüzün, trajedi.
* * *
Baba rolünde Altan Erkekli var.
Kendisini daha çok Yılmaz Erdoğan ile olan filmlerden hatırlarsınız.
Hani şu Vizontele’deki belediye başkanı.
Bu filme ilişkin söyleşide babası ile olan ilişkisini anlatıyor.
Annesi hasta, babası alay komutanı. Ona bakacak kimse olmadığı için yatılıya veriliyor.
O da babasının ayağına sarılıp gitmek istemiyor. Karşılıklı ağlaşıyorlar.
44 senedir tiyatrocu, sinemacı, sanatçı.
Ancak sadece bir evi var, okuttuğu 3 çocuk.
“64 yaşımdayım. Her gece borçlarımı düşünmekten bıktım.” diyor.
Ve ‘sayısal loto’ oynuyor.
Aslında yeteri kadar ‘rol gelmediği’nden de şikayet ediyor.
Söyleşinin bir yerinde şöyle diyor: “Geçen Yılmaz’la (Erdoğan) Levent’te karşılaştık. “Ya baba! Çok özledim seni, mutlaka en kısa zamanda görüşelim” dedi.
– O kadar film çekiyorlar, kadroda neden siz yoksunuz? sorusunu ise
– Ben de Yılmaz’a onu söyledim. İkimiz de Beşiktaşlıyız ya, “Beni Mustafa Pektemek pozisyonunda bıraktınız. Kadroya giremiyorum” dedim.
* * *
Gördüğünüz gibi filmin kendisi de, başrol oyuncusu da aynı tadı veriyor.
Hatta Altan Erkekli’nin bir başka soruya verdiği yanıt yeni bir film senaryosu gibi çağrışımlar yaratıyor.
“Seni pek dışarıda görmüyoruz” diyorlar.
“Çünkü ben evime çok düşkünüm, evde olmak istiyorum. Yüksek ses, bağırış çağırış hoşuma gitmiyor. 7 yaşımdan beri yatılı okuduğum için korkularım var. Ben düdükle büyüdüm. Düdük çalardı yatardık, düdük çalardı kalkardık.”