Erkam Tüzgen: Girişimcilerle yarışıyoruz, Türkiye’nin en büyük girişimcilik merkezi 3 yılda tamamlanacak


Belma ÖZGEN AKBAY

Kocaeli Sanayi Odası tek resmi yayını Odavizyon Dergisi’nin Yayın Sorumlusu Belma Özgen Akbay, Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen ile röportaj yaptı. Bilişim Vadisi’nden, gelecek hedeflerinden ve girişimcilikten bahseden Erkam Tüzgen, zihinsel dönüşümün tamamlanması gerektiğini vurguladı.

Bilişim Vadisi’nin dört kampüsünde mobilite başta olmak üzere bağlantı teknolojileri, enerji, tasarım, tarım teknolojileri, kuantum ve oyun gibi sektörlerde çalışan 600’den fazla firma bulunuyor. Bilişim Vadisi kurulduğu günden itibaren; 2 bin 400’ü aşkın girişim başvurusu almış. Halihazırda devam eden 833 proje, 669 da tamamlanmış proje bulunuyor. 639 firmanın yüzde 36’sı kuluçka firması. Toplamda 8 bin 98 personele ev sahipliği yapan Bilişim Vadisi mevcut kampüslerinde binin üzerinde girişimciye ev sahipliği yapmayı hedefliyor.
Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen Bilişim Vadisi’nin hedeflerini, Kocaeli Sanayi Odası Odavizyon Dergisi (@odavizyon) Yayın Sorumlusu Belma Özgen Akbay’a anlattı:

Bilişim Vadisi olarak girişimcilerle yarışıyoruz. Girişimcilerin sayısı arttıkça biz de imkanlarımızı arttırmaya çalışıyoruz. Merkez Gebze olmak üzere İstanbul’da, İzmir’de, Azerbaycan’da şubelerimiz var ve toplamda 700’ün üzerinde girişimcimiz bulunuyor. Girişimcilik hususunda halihazırda devam eden plan ve projelerimiz var. Örneğin İstanbul’da 4 bin metrekarelik Türkiye’nin en büyük kuluçka merkezlerinden bir tanesini açacağız. Dünyanın en büyük kuluçka merkezi, aynı zamanda Türkiye’nin en büyük girişimcilik merkezi olan ‘Terminal İstanbul’u Atatürk Havalimanı’nda hayata geçireceğiz. Şu anda dünyanın en büyük kuluçka merkezi 30 bin m2’lik alanı ile Fransa’da Station F diye eski bir tren istasyonundan dönüştürülen bir yer. İkincisi yakın zamanda Suudi Arabistan Riyad’da açıldı. The Garage diye bir otobüs terminalini dönüştürdüler. Biz de bir havalimanını dönüştürüyoruz ve inşallah sene sonuna kadar da faaliyete geçireceğiz.
Burayı üç faz halinde yapmayı planlıyoruz. 3 sene içinde de tamamını bitirmeyi hedefliyoruz. Atatürk Havalimanı’nın kapalı alanı toplam 500 bin m2 civarında ve sözkonusu alanın içinde sosyal tesisler, bilim merkezi, yazılım okulu, yapay zeka okulu, dene-yap atölyesi, Teknofest takımları için atölyeler, çocuk üniversitesi gibi çok çeşitli fonksiyonlar planlıyoruz.
Bilişim Vadisi, tamamına yakını kamudan oluşan, yüzde 90’dan fazlası Sanayi Bakanlığı’nın kuruluşlarına ait olan bir anonim şirket ve bir şirket olarak biz bir ürün veya hizmet satıp bir gelir elde ediyoruz. Bizim dört ana ürünümüz var. Öncelikle alan kiralıyoruz. Vergi teşviklerinden yararlanmalarına aracılık ediyoruz ki dünyadaki en kapsamlı Ar-Ge teşvikleri şu anda Türkiye’de veriliyor. Yani KDV, Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Gümrük Vergisi gibi çok ciddi istisnalar var, SGK destekleri var. Bir prestij sağlıyoruz ve en önemlisi bir ekosistem sağlıyoruz. Yani girişimcinin, yatırımcının, müşterinin, üreticinin, insan kaynağının, eğitimcinin, mentörün bu alanda kimin neye ihtiyacı varsa hepsinin bir arada bulunabildiği bir ortamı sağlıyoruz.

Asıl hedefimiz Türkiye’nin bir girişimcilik ve teknoloji ülkesine dönüşmesi
Asıl hedefimiz Türkiye’nin bir girişimcilik ve teknoloji ülkesine dönüşmesine öncülük etmek. Yurt içindeki ekosistemi bir araya getirmek yetmez. Biz yurt dışındaki ekosistemi de Türkiye’ye çekebilmeyi arzu ediyoruz. Sadece bilişim alanında değil teknoloji geliştiren herkese kapımız açık olacak. Terminal İstanbul’un küresel bir HUB olmasını, küresel bir merkez olmasını amaçlıyoruz. Ancak havalimanı kimliğini de tamamen kaybetmesini arzu etmiyoruz. Burası dünyanın önemli havalimanlarından bir tanesiydi. Şimdi inşallah dünyanın en önemli girişimcilik merkezi, dünyanın en önemli teknoloji merkezi olacak.
Hangi ülkede olursa olsun bir girişimci kendi ülkesindeki şartlardan zorlandığında aklına ilk gelen alternatifin Türkiye olmasını arzu ediyoruz. Bugün Londra’dan girişim çekmekte zorlanabiliriz ama Doğu Avrupa’dan, yakın coğrafyamızdan, Orta Doğu’dan, Kuzey Afrika’dan, Asya’dan girişim çekmekte zorlanmamalıyız. Bunun için Bilişim Vadisi’nin doğru enstrümanlara sahip olduğunu düşünüyorum.

Bilişim Vadisi gibi kuruluşlar teknolojiyi destekleyici kuruluşlardır; tetikleyici unsurlar ise ‘mümkün kılan’ teknolojidir
Biraz geçmişe gidecek olursak İstanbul’un fethedilmesini sağlayan şey aslında teknolojiydi. Yani o güne kadar kalesi olan herkes kraldı ve Fatih Sultan Mehmet’in bizzat tasarladığı toplar sayesinde artık en kalın surların dahi yıkılabileceği ortaya konuldu. Dolayısı ile bir teknolojiyle bir çağ kapandı, bir çağ açıldı.
Bugün
I.Dünya Savaşı’nda başarıyı belirleyen ana unsurlardan bir tanesi teknolojiydi. II. Dünya Savaşı’nı bitiren şey gene teknolojiydi. Her ne kadar bir insanlık faciasına sebep olsa da ‘atom bombası’ teknolojisi ile II. Dünya Savaşı bitti. Bugün yaşadığımız dünyada yine ana yarışın teknoloji üzerinden döndüğünü görüyoruz. Savunma sanayisinde bunun etkisi biraz daha hızlı ve biraz daha güçlü görünüyor ama Türkiye’nin ürettiği insansız savaş uçakları, savaşlarda paradigmayı değiştirdi. I. Dünya ve II.Dünya Savaşı’ndan beri tank en kritik askeri unsurlardan bir tanesi iken bugün artık insansız hava araçları bir tarafa, küçük uzaktan kumandalı dronlara karşı bile savunması olmayan bir araç haline geldiler.
Bu teknolojik dönüşümde Türkiye’nin de ne yazık ki kaçırdığı paradigma değişimleri oldu. Otomobilin icadı büyük bir paradigma değişimiydi. Matbaaya geçiş de benzeri şekilde. Bu tür büyük dönüşümlerde, tetikleyici ve destekleyici unsurlara ihtiyaç var. Bilişim Vadisi gibi kuruluşlar temelde destekleyici kuruluşlardır. Tetikleyici unsurlar mümkün kılan teknolojilerdir. Yani elektrik başlı başına bir icattır, bir teknolojidir; ama elektrik sayesinde çok fazla şeyler ortaya çıkmıştır. İnternet bir teknolojidir ama; internet sayesinde ortaya çıkanlar bambaşka teknolojilerdir. Dolayısıyla bu başka teknolojileri mümkün kılan teknolojiler ana tetikleyicilerden bir tanesidir.

Kolay bir başvuru süreci var ama kolay bir kabul süreci vadetmiyoruz
Bilişim Vadisi’nde yer almak isteyen girişimciler online web sitemiz üzerinden başvuruyor. Bir ön değerlendirme yapılıp sonrasında kendisine dönüş yapılıyor. Girişimci adayı projesini sistemimize yüklüyor. Hakemler değerlendiriyor. Hakemlerin başarılı buldukları projelerin girişimcileri Bilişim Vasisi’ne davet ediliyor. Burada süreci basit tutmaya gayret ediyoruz. Kritik aşama projenin hakemden geçmesi. Kolay bir başvuru süreci var ama kolay bir kabul süreci vadetmiyoruz. Çünkü Bilişim Vadisi olarak bizim sunduğumuz temel avantajlardan birisi prestij. Bir firma, ben Bilişim Vadisi firmasıyım dediği zaman bazı kapılar ona daha kolay açılıyor. Çünkü bilişim vadisine girmiş olmak başlı başına bir başarı. Bizim kabul oranımız şu anda yüzde 25’in altında. Neticede sınırlı kaynaklarımız var. Doğru girişimi seçelim ve doğru girişime enerjimizi, kaynağımızı harcayalım istiyoruz.

Yürümenin nasıl bir okulu yoksa, girişimciliğin de bir okulu yok
Ben girişimciliği bir çocuğun yürümeyi öğrenmesine benzetiyorum. Yürümenin nasıl okulu yoksa girişimciliğin de gerçek anlamda bir okulu yok. Yürüme nasıl öğrenilir? Deneyerek öğrenilir, başka da bir yolu yoktur. Bir çocuk yürümeyi deneyecek, düşecek, kalkıp tekrar deneyecek, tekrar düşecek, kalkıp tekrar deneyecek, tekrar düşecek ve sonunda yürümeyi de öğrenecek. O çocuk yürümeyi öğrenirken yetişkinin vazifesi ne? Bazen elinden tutmak, bazen düştüğü zaman kalkmasına yardımcı olmak bir de düşerken işte ya halıya düşsün şu köşeye kafasını çarpmasın diye çocuğu kollamak. Şimdi biz de girişimciye bir reçete verme imkanına sahip değiliz. Ama girişimciye yol gösterebiliriz. Kendi kendini bekleyen riskleri gösterebiliriz. O risklerden nasıl kaçınabileceğine dair fikirler verebiliriz. Ama düşmesini tamamen engelleyemeyiz. Bir de düştüğü zaman yeniden kalkması için elinden tutabiliriz. Yani motivasyonu düştüğü zaman motive etmekten tutun da ürün geliştirirken teknik bir problemle karşılaştığı zaman doğru teknik danışmanla onu eşleştirmeye; satış pazarlamada zorlandığı zaman, bu alanda çok tecrübesi olan bir kişiyle eşleştirmeye yahut teknik açıdan yeterlidir ama pazarlamacıya ihtiyacın vardır; yol arkadaşı bulmasına yardımcı olmaya kadar farklı ihtiyaçlarda girişimcilere destek oluyoruz.

Bilişim Vadisi bir destek gücüdür
Biz Milli Teknoloji vizyonunun bir fedaisiyiz
Yenilikler, oldukça zorlu süreçlerin neticesinde ortaya çıkıyor. Bilişim Vadisi olarak bizler de kim ne yapıyorsa ve yapmaya çalışıyorsa, neye ihtiyacı varsa ona destek olmaya çalışıyoruz. Biz bir destek gücüyüz. Bilişim Vadisi’nin ana stratejisi Milli Teknoloji Hamlesi vizyonunu hayata geçirmektir. Biz Milli Teknoloji vizyonunun bir fedaisi olarak görüyoruz kendimizi. Aslında Milli Teknoloji Hamlesi’ni hayata geçirecek olan biz değiliz. Milli Teknoloji Hamlesi’ni girişimciler, teknoloji geliştiriciler, Ar-Ge mühendisleri hayata geçirecekler. Bizim vazifemiz onların destekçisi olmak, onların başarılı olması için aracılık etmek. Bu konuda biz girişimcilerin ve teknoloji geliştiricilerinin ihtiyaçlarını tespit etmek ve; yatırım, müşteri bulmak, uluslararasılaşma, bazen bir mevzuat değişikliği ihtiyacında, bir danışman ya da mentöre, insan kaynağına ulaşmasında onlara çözümler üretmek için çalışıyoruz.
Start-up modeli girişimcilikte çeşitli istatistikler var ama yaygın kabul edilen, startup modeli girişimlerin yüzde 7’sinin ayakta kaldığı. Bizler bu yüzdeyi nasıl artırabiliriz anlayışı ile çalışıyoruz. Girişimcilerin ulaşmakta zorlandıkları kaynaklara ulaşmalarını kolaylaştırmayı, deneyimlerden doğru dersleri ve doğru danışmanlıkları almalarını, sağlamayı; girişimcileri yatırımcılarla buluşturmayı ve tecrübelerinden yararlanacağı kurumsal tecrübesi olan kişilerle bir araya getirmeyi, girişimcilerin müşterisi olabilecek büyük firmalarla irtibat kurmalarını sağlamayı amaçlıyoruz.

Bilişim Vadisi Start-Up 20 delegesi
Bilişim Vadisi olarak yurt dışında çeşitli yapılarla bazı iyi niyet anlaşmalarımız var. Geçen yıl G20’nin alt gruplarından bir tanesi olan Startup 20’de Türkiye delegesi olarak görevlendirildik. Start-Up 20’nin sekreteryasını Türkiye yürütüyor. Bilişim Vadisi bu alanda da hizmet veriyor ve gururla ülkemizi temsil ediyoruz. Bu bize uluslararası bir network sağlıyor. Sözkonusu uluslararası networkü de biz yine hem İstanbul’u bir girişimcilik şehri haline getirmek için hem de bu uluslararası networklerden girişimcilerimizi nasıl yararlandırabiliriz diye düşünerek sürekli kurgulamaya çalışıyoruz.
Bu yıl Ağustos ayı için geçen yıl yaptığımız gibi bir startup etkinliği de planlıyoruz. 2026 Ocak ayında da İstanbul’daki kuluçka merkezimizde, G20 ülkelerinin temsilcilerinin katılacağı bir girişimcilik etkinliği organize edeceğiz.

Hayatta bizi bir takım büyük değişiklikler bekliyor
Savunma sanayisi teknolojileri farklı teknolojilerdir. Bu tip tetikleyici teknolojilerin yanı sıra ‘Bilişim Vadisi’ gibi destekleyici projeler, kuruluşlar var. Biz burada destekleyici taraftayız. Şu anda dünyada çeşitli alanlarda oldukça hızlı paradigma değişimleri oluyor. Yani nasıl insanlı uçakların ehemmiyeti azalıp insansız uçakların ehemmiyeti arttıysa önümüzdeki dönemde buna benzer pek çok değişiklik göreceğiz. Örneğin insanlı otomobillerin ehemmiyeti azalacak, insansız otomobillerin ehemmiyeti artacak. Çok sayıda meslek ortadan kalkacak, yapay zeka bunların bir kısmının yerini alacak. Hizmet sektörlerinin yerini robotlar alacak. Yapay zekanın yerini almadığı bazı şeyleri robotlar yapıyor olacak. Hayatta bizi bir takım büyük değişiklikler bekliyor. Bunların hepsini açıkçası öngöremiyoruz. Nasıl ki elektrik aslında gaz lambasının yerini almak için icat edilmişken şimdi o elektrik sayesinde bir şeyler üretildikçe yeni fikirler doğdu. O yeni fikirler daha yeni fikirlerin doğmasına vesile oldu.
Bugün yapay zeka, robotik gibi teknolojilerle de teknolojinin nereye gideceğini öngörmek çok kolay değil. Ama bu kez yapay zeka ile birileri bir şeyler yapacak, yapılanları gördüğümüzde yeni hayaller kuracağız.

Türkiye’de yapay zeka şirketleri yetiştirmek istiyoruz; zihinsel dönüşümü tamamlamalıyız
T3 Vakfının T3 AI (Yapay Zeka) programı bulunuyor. TÜBİTAK’ın bu alanda çok ciddi yatırımı var. Bilişim Vadisi olarak bizim de B- Stars diye bir Yapay Zeka Hızlandırma programımız var. Biz Türkiye’de yapay zeka şirketleri yetiştirmek istiyoruz.
Ama ne yazık ki donanım açısından dünyada çok ciddi bir adaletsizlik söz konusu. Bu hususta uluslararası iş birlikleriyle bu adaletsizlikle mücadele etme çalışmalarımız devam ediyor. Biz elimizden geldiğince donanım imkanlarımızı arttırmaya çalışıyoruz ve çok daha fazla insan kaynağı yetiştiriyoruz bu alanda. Teknolojide ana stratejimiz paradigma değişimi olan alanlara odaklanmak. Quantum teknolojileri böyle bir alan mesela. Kuantum bilgisayarlar geleneksel bilgisayarlardan çok farklı çalışan bir sisteme sahip. Mesela bu alan tüm dünya için olduğu gibi bizim için de yeni bir alan, dolayısı ile dünyayla rekabet etme imkânına sahibiz. Bu alanda insan kaynağı ve girişimcilerimizi yetiştirmeyi destekliyoruz. İş birliklerini güçlendirmeye çalışıyoruz.
Ama zihinsel dönüşümümüzü de tamamlamalıyız. Nasıl ki bir Alman ya da bir Japon çocuğuna sorduğunuzda ‘en iyiyi biz yaparız’ diyebiliyorsa bunu biz de söyleyebilmeli, buna inanmalıyız. Bunu söylememizin önündeki tek engel bizim öğrenilmiş çaresizliğimiz ya da öğretilmiş çaresizliğimiz. Bizim bunu aşıp ‘En iyisini biz yaparız. Dünyada en iyiyi biz yaparız. Bizden iyi hiç kimse yapamaz.’ zihinsel dönüşümünü tamamlamamız gerekiyor. Bence en kritik husus bu.

Türkiye’nin en büyük gücü yetişmiş gençler
Türkiye’nin en büyük gücünün iyi yetişmiş, dinamik genç nüfusu olduğunu düşünüyorum. İyi üniversitelerde, iyi yetişmiş, çok sayıda da gencimiz var ve çok dinamikler. Teknofest’i gerçekten çok kıymetli buluyorum. Türkiye’de üniversiteye gelmeden proje yapmış yüz binlerce gencimiz var. Dolayısıyla iş yapmayı bilen, takım kurmayı bilen, bir işi uçtan uca tamamlamayı bilen, fikir geliştirmeyi bilen, o fikri sunmayı bilen çok sayıda gencimiz var. Bu gençlere ne kadar imkan oluşturursak onların da o kadar yeni hayaller kurabileceğini düşünüyorum. Biz yeni imkanlar oluşturuyoruz ve gençler o imkanları kullanıp daha fazlasını talep ediyorlar.