Haluk Kayabaşı: Stratejimiz yatırımlarla büyümek, yatırımlara devam ediyoruz


Belma ÖZGEN AKBAY

Odavizyon Dergisi ve Küresel Ana Haber Yayın Sorumlusu Belma Özgen Akbay, Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı ile özel bir röportaj yaptı. Türkiye’deki üretim ve yatırım ikliminden verimliliğe, Kibar Holding’in yatırımlarına kadar bir çok konuda bilgi veren Haluk Kayabaşı; her şeye rağmen yatırımlara devam ettiklerini söyledi

Konjonktürel olarak zor bir dönemdeyiz ama Türkiye bu tür dönemleri 10 yılda bir yaşıyor. Dolayısıyla Türk sanayicisi de aslında tecrübe kazanıyor; bu tür sıkıntılı ortamlara alışık olmalıyız. Kriz süreçlerinde bütün süreçleri yöneterek o krizden çok az etkilenerek ya da etkilenmeden çıktığınızda bir sonraki krizde çok fazla tecrübe edinmiş oluyoruz, ki biz topluluk olarak ilk krizi 1984’te yaşadık. Kriz dönemlerinde ve sonrasında bizler sanayiciler olarak alacağımız kararlarda daha temkinli oluyor, daha ince eleyip sık dokuyoruz. Her şeye rağmen işimize ve yatırımlarımıza da devam ediyoruz. Bu sene de yine yatırımlarımız var.

– Sanayici zor durumda ama…
Sanayici zor durumda. Maliyetler çok yüksek. Örneğin bizim ihracatımız ağırlıklı olarak Batı Avrupa’ya. Batı Avrupa’ya satılan ürünlerde satılan ürün için harcanan tüm parayı tahsil edemiyorsunuz. Bu dönemde bu şekilde yaşamak durumunda bu ülke. Yine özellikle ihracatçılar açısından kur baskı altıda.
Son dönemde hane halkı gelirleri geriledi, maliyetleri yükseldi, tüketicilerin cebinden çıkan paranın yükseldi, maliyetlerin artmasının nedenini biraz da üretici. Çünkü bugüne maliyet yapısını kontrol etmeden geldik.

– Artık verimlilik zamanı
Verimlilik konusunda hiç kimse çalışmadı şimdiye kadar. Sadece yatırım yapacağım, işte daha fazla üreteceğim, satacağım, para kazanacağım… Buna odaklanıldı. Halbuki bu ürünü üretirken maliyetim nedir? Bu doğru bir maliyet midir? Diğer ülkelerde hangi maliyetle aynı ürün üretilebiliyor? Ben diğer ülkelerdeki rakiplerimle, yarın öbür gün zor bir dönem geldiğinde rekabet edebilir miyim? Bunu hiç kimse düşünmedi. Dolayısıyla kimse yatırım maliyetine bakmadı, işçilik maliyetine bakmadı, enerji maliyetine bakmadı. Sadece kapasiteyi artırmaya uğraştı. Kapasiteyi artırıp, daha fazla ürün üretip, bunu satıp para kazanmaya odaklandı. O dönem bitti şimdi. Herkes maliyetini kontrol edecek ve verimliliğe odaklanacak.
Verimlilik konusunda çalışma yapmak durumundayız. Bu, bütün üretimi yapan insanlar için de geçerli. Bu, tarımda da böyle, sanayide de böyle, turizmde de böyle. Onun için sıkıntı yaşıyoruz biz. Çünkü kimse verimlilik konusunda en ufak bir çaba harcamıyor.

– Türkiye geliştirdiği sanayiyi koruyabilmeli
Trump tarifeleriyle Çin’e karşı korumacılık eğilimi dünyada da net olarak ortaya çıktı. Afrika’da tüketilen her şey Çin’den geliyor, Afrika’da yerli sanayi gelişemez ve olamaz. Türkiye de benzer bir tehdit altında. Bu nedenle geliştirdiğimiz sanayiyi korumak zorundayız. Çin’e kimsenin dayanabilmesi mümkün değil. Ne Avrupa dayanabilir, ne Amerika dayanabilir. Türkiye gibi gelişme yolundaki ülkeler hiç dayanamaz ve önlem alınmazsa sanayinin gelişmesi mümkün olamaz. Türkiye’de sanayide iyi bir noktaya geldi. Otomotiv sanayi, tekstil sanayi, beyaz eşya sanayi, makine sanayi, demir çelik sektörü iyi bir noktaya geldi. Bu sektörleri korumak lazım. Eğer koruyamazsan yarın öbür gün hepsi hasar görür.

– Bu piyasaya yönelik katkımız iyi değerlendirilmeli
Haksız rekabete karşı koruma gerektiği konusunda anlaşılamadık. Ne yazık ki hem Avrupa ülkeleri hem ABD bütün gelişmiş ülkeler kendi sanayicisini Çin’e karşı korumak için elinden geleni yaparken ne yazık ki biz Türkiye’de hâlâ kendimizi anlatamadık.
Çin’den ve Endonezya’dan akıl almaz ucuz fiyatlarla yassı paslanmaz Türkiye’ye geliyor. Bunlar işleniyor. Bir kısmı olduğu gibi Avrupa’ya ihraç ediliyor. Bu yüzden Avrupa’dan bir takım yasaklar geldi. Türkiye ile ilgili incelemeler yapıldı. Şu anda Avrupa’ya sadece biz ihracat yapabiliyoruz. O duruma geldi ne yazık ki!
300 bin tonluk üretim yapıyoruz. Çeşitli üreticilere satış yapıyoruz. Bu piyasaya yönelik katkımızın iyi değerlendirilmesi lazım.
Hiçbir önlem alınmadığını düşünelim. Bu hammaddede direkt Çin’e bağımlı olmak demektir yani. Ki Türkiye’nin sanayi stratejisi son 20 yıldır bu değildir. Strateji kendi imkanlarıyla, milli ürününü üretip tüketime sunmaktır. Bu nedenle “yerli ve milli” diyoruz ya…

– Fabrikalar antrepo olmasın
Biz üretime geçmeden önce bu ürün yine Çin’den alınıyordu. Biz üretime geçtikten sonra Çin fiyatı öyle bir aşağı çekti ki… Anlamı, bu yatırımın burada hayatiyetini sonlandırmak. Bu, yeteri kadar görülmüyor mu? Şimdi Endonezya da birkaç yıldır devreye girdi. Çünkü Endonezya’da da çok büyük bir tesis kuruldu. Kuran yine Çin firması.
Ne yapmak gerekiyor? Dünyada bu işin bir prosedürü var, bir yönetmeliği var, bir bilimsel işleyişi var. Yani bu hesap kitap işi. Bakılacak, hesaplanacak. Damping varsa anti damping vergisi koyacaklar. Bütün dünya bunu yapıyor. Yok dampingli değilse bana diyecek ki; “Bunlar dampingli satmıyorlar. Ben de dampinge karşı vergi koymuyorum.” Konuyu bu şekilde kapatacak.
Diyelim ki böyle kapattı, bizim Kocaeli’deki 500 milyon dolar harcamayla kurulan tesis ne olacak? Kocaeli’deki tesis iyi bir antrepo mu olacak?
Üstelik bugün dampinge karşı korumadan şikayet edenler sanıyorlar ki bu fiyatlar bu şekilde düşük olarak devam eder. Biz yatırım yapmadan önce, yani rekabet olmadan önce yüksek fiyattan satıyordu. Demek ki yine yüksek fiyattan, örneğin Avrupa fiyatının 10 dolar altından satacak. Rekabet olmazsa 6 ay içinde fiyatlar kaçınılmaz bir şekilde yükselir.

– Kapasitemizin yarısını ihraç ediyoruz, Avrupa’nın en kaliteli ürününü üretiyoruz
Kapasitemiz 300 bin ton. . Bunun da yaklaşık yüzde 50’sini Avrupa’ya ihraç ediyoruz. Avrupa’nın en kaliteli ürününü biz üretiyoruz. Çünkü Avrupa’nın en yeni, eEn modern tesisi, en yeni kurulmuş tesisiyiz. 10 yıllık bir tesisiz. Avrupa’da en yeni tesis 30 – 40 yıllıktır. Dolayısıyla hem kapasite kullanımı hem de makine ekipmanı olarak hem de ürün çıktısı olarak Avrupa’nın en kaliteli ürününü biz üretiyoruz.

– Amerikalılarla ikinci şirket, atıkta hedefe yavaş yavaş ilerliyoruz
Yatırımlarımız sürüyor. Alüminyum, otomotiv, ambalaj, motor ve geri dönüşüm konusunda yatırımlarımız var, devam ediyor. Amerikalılarla yüzde 50 ortaklıkla bir geri dönüşüm şirketi kurduk. Şimdi Karbon konusunda Amerikalılarla ikinci bir şirket daha kurduk, ‘ClimeCo’.
ClimeCo ile Kibar Holding ve Heritage Group ortak girişimi İnteraktif Çevre arasında yaptığımız ortaklık anlaşması kapsamında taraflar sürdürülebilirlik, ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) ve iklim stratejileri ile karbon azaltım projeleri ve karbon kredileri konusunda Türkiye’de ve yakın coğrafyada faaliyet gösterecek.
Yeni şirket Türkiye’nin düşük karbon ekonomisine geçişini hızlandıracak çözümler sunarak, çevresel etkileri minimize etmeyi amaçlıyor. Gönüllü karbon piyasaları, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve karbon kredileri gibi alanlarda yenilikçi çözümler sunmaya odaklanacak yeni şirket, Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) süreçleri ile kuruluşların çevresel hedeflerine ulaşmalarına ve küresel sürdürülebilirlik standartlarına uyum sağlamalarına yardımcı olacak.
Asım Kibar OSB’de kuracağımız geri dönüşüm tesisi ile geri dönüşüme başlayacağız. Burada atığı işleyip bir kısmını bertaraf edeceğiz. Tehlikeli kısmını tehlikesiz kısmını da nihai ürün haline getireceğiz.
Halihazırda atık yönetimi konusunda Türkiye’de büyük otellere, otel zincirlerine, büyük şirketlere danışmanlık yapıyoruz. Onlara, atıklarını nasıl yönetecekleri ve atıkların nerelerde değerlendirileceği konusunda yardımcı oluyor, danışmanlık yapıp atık miktarlarını azaltmalarında yardımcı oluyoruz.Atık geri dönüşümü konusunda çalışan Türkiye’de bir çok şirket var. Oldukça fazla iş var ama çok fazla bu işle uğraşan küçük işletme de var. Dolayısıyla Çevre Bakanlığı’nın kuralları ve yönetmelik tam oturtulamadığı için rekabet çok fazla ama ileride bu düzelecektir. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmamız devam edecekse ileride de Avrupa Birliği’ne girmeye çalışacaksak bu konuda daha kurumsal hale gelmeliyiz. Biz o tarihe doğru yavaş yavaş ilerliyoruz. Buradaki stratejimiz küçük ölçekten başlayıp büyümek.

– İngiltere’de ‘greenfield’ yatırımımız devam ediyor
Assan Panel kapsamında, İngiltere’de 45 milyon sterlinlik yatırıma başladık. Assan Panel olarak bizim Tuzla’da, Balıkesir’de ve İskenderun’da çok büyük birer tesisimiz var. Aynı Ürdün’de de çok büyük tesislerimiz var ve Azerbaycan’da da var. Yani tüketimin olduğu yerdeyiz. İngiltere’de de tüketim çok fazla ve biz İngiltere’ye hiç ihracat yapamıyorduk. Dolayısıyla orada yatırım yapmaya karar verdik.
Sözkonusu ürün çok fazla hacimli olduğu için ve taşıma maliyeti çok yüksek olduğu için tüketildiği yerde üretilmesi gerekiyor. O yüzden İngiltere’de ‘Greenfield’ yani sıfırdan bir yatırım yapıyoruz.

– Motor distribütörlüklerimiz ileride yatırıma dönüşecek
Motosiklet konusunda 5 marka ile distribütörlük anlaşmamız var. İleride bunu da yatırıma dönüştürmek gibi bir planımız var. Yurt içinde sözkonusu markalarla satışlarımız gayet iyi gidiyor. Ama burada bir baskı var. 1 Ocak’tan itibaren ithal ettiğimiz motorlara gözetim getirildi, tüm sektöre. Şimdi neredeyse maliyeti iki katına çıktı ve şu anda ithal etmekte büyük zorluk çekiyoruz. Burada da bir Çin faktörü var. İnsanlar Çin’den 5-10 parça getiriyorlar, burada bunları birleştiriyorlar. O imalat oluyor ve pazara çıkıyor. Şu anda en yoğun onlar satıyorlar; müthiş satış yapıyorlar.

– Finansmanın çözümü borçlanma
Finansman sıkıntısının çözümü borçlanmada. Borçlanma, tahvil ihracı yolu ile finansman sıkıntısı çözülebiliyor. Zaten finansal yapısını iyi yöneten topluluklar bu tür zamanlara da hazırlıklı oluyorlar, ona göre kenarda para tutuyorlar.

– Kibar Holding’in stratejisi yatırımdan büyüme
Kibar Holding yaklaşık 55 yıllık bir topluluk ve yatırımlarla büyüyor. Bugüne kadar kazandığı paranın çok az bir kısmını sermayeden verip geri kalan tamamını yatırıma dönüştürerek bugüne kadar gelmiş ve büyümüş bir topluluktur. Dolayısıyla o stratejisini devam ettirecek. İngiltere’dekinin dışında ya bir takım yeni yatırımlar ya da satın almalar olacak. Avrupa’da ve Amerika’da yatırımlarımız olacak. Yurt içinde de tabii ki yatırımlarımız olacak.
Bu ülkenin istihdama çok ihtiyacı var ve olmaya da devam edecek. O anlamda yatırımın paraya dönüşmesi, başarılı olması ve istihdama katkı sağlaması çok önemli. Biz topluluk olarak her sene yüzde 5 ile 10 arası büyüyen ve istihdamı da yüzde 5 ile 10 arası artıran bir topluluğuz.

– İstihdamda pozitif kadın ayrımcılığı; sanayicilik sosyal sorumluluğumuz
Kadın çalışanların sayısının her geçen gün artması konusunda kendi şirketimiz içinde de çalışıyıoruz. Her sektörde kadınların yer alabileceğine ve işini çok iyi yapacağına inanıyorum. Örneğin Assan Lojistik şirketimizde 2 tane kadın şoför çalışanımız var. Posco’da vinç operatörü kadın çalışanlarımız var. Bu konuda çok hassasız.
İzmit’te fabrikalarda kadın ve erkekler için ayrı giyinme odası pek yoktur. Bizde tüm fabrikalarda vardır. Mesela Dilovası Fabarikası’nda fitness salonumuz var. Orada kadınlar, işçiler fitness yapıyorlar. Kahve odalarımız var. Onun için Kibar Topluluğu olarak bizim asıl önceliğimiz insan. Gelir ikinci planda kalıyor. Yani sanayicilik belli bir zamana kadar gerçekten para kazanmak için yapılıyor bu ülkede ama; belli bir çıtayı geçtikten sonra sosyal sorumluluk projesi hâline geliyor. Biz şu anda o aşamadayız.